Sevinmediğime sevindiğim oldu mu hiç?

O günün telaşlı saatlerine sakin bir yağmur gibi iniveren o buruk sevinci tam 15 yıldır unutamadım. İçindeyken farkına varamadığım o an’ın biricikliği çok sonraları fısıldandı kalbime. Kan merkezi önünde uzayan kuyruğun ucunda, ayağında naylon terlikle, yüzü yerde, boynu bükük bekleyen o köylü kadını son anda farkettim. Üzerimdeki beyaz önlüğün ayrıcalığıyla bir kenara çektim. “Çocuğum kanamaya başladı da...” Adını söylemeyi yeni yeni öğrendiği o şey reçetede yazıyordu: “Eritrosit süspansiyonu.” Lösemili çocukların uzun süren tedavileri sırasında aniden kanamaları durumunda ihtiyaç duyulan özel bir serumdu aradığı. Kuyruk uzundu. Evladının ağzından burnundan ince ince kan geliyordu. Beklemesi lazımdı. Elindeki reçeteyi alıp bankonun öbür tarafına geçtim, bir kaç dakika içinde, adını söyleyemediği o şey avuçlarındaydı. Yüzündeki sevinç anlatılacak gibi değildi. Teşekkür etmeyi bile unuturak, sevinçle bir koşuşu vardı ki...
Ne kadar sürecekti ki bu sevinç? Süspansiyon hemen işe yarayacak mıydı? Yeniden kanama olduğunda yine bir süspansiyon istenirse yine kuyrukta elinden tutan olacak mıydı? Hem sonra niye çocuğuna süspansiyon almak zorundaydı ki? Milyonlarca anne, çocuğunu hastanede değil kendi sıcacık odasında yatırıyordu. Onların hiçbirinin çocuğu durup dururken kanamıyordu. Hiçbiri de kanama geçirmeyen çocuğuna süspansiyon aramak için koşturmuyordu. Günlük rutinleri içinde kan merkezine uğramak yoktu. Kuyruğa girmeleri de gerekmiyordu. Hiç olmazsa bir defalığına kuyrukta bekletilmedikleri için sevinme seçenekleri yoktu.
Uzunca bir süre, böyle bir sevinç yaşamadığım için şükretmem gerektiğini düşündüm. Hastanede kanayan çocuğuna eritrosit süspansiyonunu hiç olmazsa bir kez olsun beklemeden götürebilen bir annenin sevincini yaşamayan, yaşamak zorunda olmayan ne kadar çok anne var? Onlar o kuyrukta bekletilmedikleri için değil sadece, o kuyruğa girmek zorunda olmadıkları için sevinmeliler. Onlar kuyruktan sevinerek dönen annenin yavrusunun gözlerindeki sevinci okumadıkları için, okumak zorunda olmadıkları için de sevinmeliler.
Bir sevinci yaşamak zorunda olmamanın gizli sevinci hesaplarımızda kolay kolay yer almaz. Suskundur o sevinçler. Küskündürler. Dilsizdirler. Koşturmalar içinde başını kaldırmadan, dudağını kıpırdatmadan akıp gider.

Yine yıllar önce, biricik kızının, hücrelerindeki bir DNA parçasının eksikliği nedeniyle sadece sekiz yaşına kadar yaşayabileceğini farkeden Nevşehir’li o hanım kardeşimin halini resmedemediğime yanarım. O gün bugündür, benim bile, onca yıllık tıp tahsiline rağmen adını bilmediğim o sendromu ezberlemek zorunda kalmış o annenin varlığının diğer anneler için bir şükür ölçüsü olduğunu düşünürüm. Sizin, hiç kızınızın/oğlunuzun hücrelerinin adını telaffuz edemeyeceğiniz o küçücük parçasında, hiç hesaba katmadığınız o DNA parçasının tam ve yerinde olduğunu düşünüp şükrettiğiniz oldu mu? O annenin bin ümitle çare aramaya gelip kendi elleriyle yaptığı o güzelim toprak testiler kitaplığımda hâlâ duruyor. Ama onun eşsiz acısıyla hatırlattığı o şükür borcum hâlâ daha bir testi somutluğunda dilime yerleşmiş değil.

O testilere her bakışta borçlandığım o suskun minneti, o meçhul kadının o kırık sevincinin hatırlattığı küskün sevinçleri ne zamandır Hızır Yiğit bebeğin yüzünde hatırlar oldum.
Hızır Yiğit, yukarıdaki fotoğrafta gülümsüyor. Evindeki yatağında değil Hızır Yiğit. Hastane yatağında gülümsüyor. (Benim oğlum hastanede hiç gülümsemedi; hastaneye yatmasına gerek kalmadı şimdiye kadar.) Az sonra kan almak için damarına girecek hemşire hamın tebessümle tutacak Hızır Yiğit’in kolunu. (Benim oğluma mütebbessim hemşireler uğramayacak. Damarına girilmesi gerekmiyor, çünkü az sonra üçüncü kalp ameliyatına girmeyecek!) Hızır Yiğit’in babası ve annesinin mutlulukları gözlerinden okunuyor. Az önce yurtdışında özel olarak hazırlanmış damar greftini sapasağlam cerrahlara teslim ettiler. (Benim oğlum için böyle bir mutluluğum hiç olmadı. Oğluma, adını hekim olduğum halde bilmediğim, sığır damarından yapılma o dokuyu hiç sipariş etmem gerekmedi. Kalp damarlarında bir sorun yok!) Hızır Yiğit’in babası Ömer, greft için gerekli borç parayı denkleştirdiğinde dünyalar onun olmuş gibiydi. (Ben oğluma adını ezberimde tutmadığım, ne işe yarayacağını bilmediğim, ne kadar süre etkili olacağını hesap etmediğim bir greft almak için borçlandığıma hiç sevinemedim. Öyle tuhaf bir şeye hiç ihtiyacım olmadı, borçlanmam da gerekmedi.) Ömer ve eşi Yasemin son ve dördüncü ameliyattan çıktığında, göğüslerindeki dikişlerle inleyen oğullarının yüzüne yeryüzünün en eşsiz mutluluğuyla bakıyorlar. Borçlanabildikleri için, oğullarının en hayati kalp damarı sığır damarıyla onarıldığı için. (Benim ne böyle bir sevincim oldu, ne böylesi bir sevinci eşimle dostumla paylaştığım oldu.)

Olmasın, olmasın da...
Olabilecekken olmayan, başkalarına olmuşken bana olmayanlar için de şükrettiğim oldu mu hiç?

senai demirci

Yeni yorum gönder

Bu alanın içeriği gizli tutulacak ve açıkta gösterilmeyecektir.
  • Web sayfası ve e-posta adresleri otomatik olarak bağlantıya çevrilir.
  • Allowed HTML tags: <a> <em> <strong> <cite> <code> <ul> <ol> <li> <dl> <dt> <dd><img>
  • Satır ve paragraflar otomatik olarak bölünürler.

Biçimleme seçenekleri hakkında daha fazla bilgi

Anket

Televizyonda dizi izlerken en çok neye dikkat edersiniz:

Son yorumlar

lezzet vadisi

Son konular

- Deri Pantolon Kombinleri 2013-2014
- Faizsiz Evlilik Kredisi Nasıl Alınır,Kimlere Verilir
- Bitkisel Doğal Parfüm ve Masaj Yağı Yapılışı Seda Sakacı
- En Çok Yapılan Makyaj Hataları
- Polikistik Over Hastalarına Özel Diyet
- Mihrimah Sultan'ın Hayatı
- Zayıflatan Baharatlar
- Diyanet Rüya Tabirleri Kitabı
- Çikolata Kisti Artık Korkutmayacak
- Yağ Yakici Besinlerle Kolay Kilo Verin
- Adet Düzensizliği Nedenleri
- Metabolizmanız Yavaş mı Çalışıyor
- Diyanet'ten Anne Sütü Bankası Yorumu
- Çocuk Gelişimi İçin Önemli OLan Vitaminler
- Hurma Zayıflatıyor mu
- Topuklu Ayakkabı Giymenin Zararları
- Kıvırcık Saçlara Bakım Nasıl Yapılır
- Kış Aylarında Saç Bakımı Nasıl Yapılır
- Sharon Stone Diyeti
- Aldatma ve Aldatılma Psikolojisi
- Vajinasız Doğan Kız Çocukları Tedavi Edilebiliyor
- Uzun ve Düz Saçların Bakımı Nasıl Yapılır
- Tüp Bebek Kaç Kez Denenir
- Ofiste Çalışanlara ÖZel Makyaj Önerileri
- 3 Günde 1 Kilo Vermek İstermisiniz
- Dr. Ayça Kaya'dan Yeni Yıl Diyeti
- Kadınlar Artık Zengin Eş İstemiyor
- Müzik ve Video Oynatma Özellikli LCD Ekranlı Parfüm Şişesi
- Regl günü nasıl hesaplanır
- Her Ay Bir Beden İncelmek İstermisiniz
- Erkekler Hangi Kadınlardan Korkuyor
- Diyet Yaparken Yapılan Hatalar Kilo Vermeyi Engelliyor
- T.C. Kimlik No Doğrulama
- T.C. Kimlik Numarası Sorgulama
- Medeczane SGK E-Reçete Girişi
- Önemli Linkler
- Nişanlılık dönemi çok uzun sürmemeli !!!
- Karbonhidrat Kısıtlaması Daha Çabuk Kilo Verdiriyor
- Susam Yağı İLe Saç Bakımı
- Polikistik Over Nasıl Anlaşılır