ÇOCUK VE GENÇLERİN GELİŞİMİNDE KARŞILAŞILAN PROBLEMLER ve ÇÖZÜMLERİ   

1,5 - 19 YAŞ ARASI ÇOCUK VE GENÇLERİN
            PSİKOLOJİK – SOSYAL - AKADEMİK GELİŞİMLERİ 
                KARŞILAŞILAN PROBLEMLER VE BUNLARIN ÇÖZÜMLERİ 
 
TEMEL ALIŞKANLIKLAR  (beslenme, uyku, tuvalet, temizlik vb.) 
Bunların kazandırılması, Karşılaşılan problemler ve Bunların çözümü 
Beslenme
Beslenme doğal bir süreçtir. Bir çocuğun midesi iki yumruğunu yan yana getirdiğindeki büyüklüğe yakındır. Bunu göz önünde bulundurarak yemek yedirilmesi önemlidir.
Çocuk 1 yaşından itibaren muhallebi kıvamındaki yiyecekleri, makarna ve meyveleri, özel çatal ve kaşıkla yiyebilir. Boynuna şık bir önlük takılır, şirin yemek takımları kullanılır. Çocuk önceden yemeğini yemiş olsa bile; mutlaka ailece yemek yeme mutluluğunu yaşamalıdır. Ailesiyle birlikte yemek yiyen çocuk sofra adabını da bir süre sonra kazanacaktır. Yemek yeme saatlerinin düzenli olmasına dikkat edilmelidir. 
3 yaşından sonra çocuk yiyebileceği kadar yemeği kepçeyle kendi tabağına koyabilir. Başlangıçta çocuğa yiyebileceği kadar yemeği tabağına koymasının öneminden söz edilmesi önemlidir. Ebeveyn olarak da bu konuda örnek olmak gerekli, elbette. Üç çeşit yemeğin her birinin tadına bakması sağlanabilir. Sevmediği yemekten iki tatlı kaşığı, biraz sevdiği yemekten dört tatlı kaşığı yese bile yeterlidir. Çocuğun asla yiyemediği yiyecekler ise çorba halinde, sevdiği yiyeceklerle kombine şeklinde verilebilir.
Her çocuk her besinden aynı zamanda almak istemeyebilir. Örneğin sabahları süt içince midesi bulanan bir çocuğa akşam saati de süt içirilebilir. Özellikle sabahları okula yetişmeye çalışan, servisle okula giden çocukların süt içtiği zaman rahatsız oldukları görülmüştür.
Bazı  çocuklarda bebeklikten itibaren, bazılarında da 1,5 yaşlarında aniden ortaya çıkan beslenme problemleri olabilir. Bu durumda ilk yapılması gereken çocuğu kendi doktoruna götürüp, gerekli tahlilleri yaptırmaktır. Sorun psikolojik veya eğitim yanlışlığından kaynaklanıyorsa bir pedagog - çocuk psikoloğu yardımcı olabilir. 

Uyku 
  Bebeklik döneminde çocuklar yaklaşık olarak günün büyük bölümünü kısa süreli ama sık aralıklarla uyku ile geçirirler. 1 yaşındaki bir çocuğun uyku süresi uzar ve sık sık kısa süreli uyku yerine, daha az sıklıkla ama daha uzun sürelerde uyur. 2 yaşından itibaren ise öğle ve gece uykusu onlara yeterli gelir ve çoğunlukla toplam uyku süreleri 12 saat kadardır.
5 - 6 yaşlarına doğru öğle uykusu süresi azalır hatta bazı çocuklar hiç uyku ihtiyacı hissetmezler. Yine de zihin - beden sağlığı için öğlen bir saat kadar dinlenmeleri (uyuma şartı olmadan) faydalıdır. Çocukların yaşı ilerledikçe uyku ihtiyacı toplam 10 saate kadar iner. Ergenlik çağında da 17 yaşına kadar 10 saatlik uyku ihtiyacı doğaldır. Bunlar genel bilgilerdir ve elbette bireysel farklılıklar çok önemlidir.
Doğduğu andan itibaren temel ihtiyaçları sevgi ile ve zamanında karşılanan çocuklar, çoğu kez uyku problemi çekmez ve kendi yataklarında - odalarında tek başına uyuyabilirler. Havalandırılmış bir oda, terletmeyen ve kat kat giydirilmeyen pamuklu gece giysisi çocuğun rahat bir uykuya dalması için yeterlidir.
4 - 5 yaşlarında çocuklar hayatı ve ölümü anlamaya çalışırlar. En büyük endişeleri de ebevynlerinin ölüp, kendilerinin yalnız kalmalarıdır. Bu dönemde gece korkuları çok görülür. Gece korkuları nedeniyle de çocuklar yalnız uyumaktan korkabilirler. Çocuk uyumadan yarım saat önce yatağının yanında bir sandalyede oturup, ona rahatlatıcı masallar okumak - anlatmak, sohbet etmek çok faydalıdır. Özellikle çocuklar için hazırlanmış terapi müzikleri de dinletilmesi çok önemlidir; bu müziklerin etkisi kanıtlanmıştır.
Tuvalet 
Genellikle 2,5 yaşlarda, çocukların büyük kas gelişimi tamamlanmış ya da tamamlanmak üzeredir. Bu da çocukların küçük tuvaletlerini tutmaya hazır olduklarını gösterir. Çocuğun bezden kurtulması öncesinde bu konuda gerçekçi hikayeler, kuklalar ve oyuncak bebeklerden yararlanıp, dramalar ve sohbetler ile hazırlık yapılabilir.
Hazırlık aşaması yaklaşık bir hafta önceden başlarsa daha etkili olur. Alıştırmanın başlayacağı gün, sabah çocukla birlikte bebek bezleri bir dolaba kaldırılıp, kapağı kapatılır. Ve hemen tuvalete gidilir, şirin bir oturakta veya portatif bir klozet aparatında çocuk kısa bir süre oturup, bekler. Gün içinde ‘bir saatte bir’ çocuk tuvalete oturtulur. Eğer tuvaleti geldiğinde kendi söyler ise küçük ödüller verilir. Gece yatarken de bez bağlanmamalıdır. Çünkü gündüz bezsiz, gece bezli olmak çocuğun kafasını karıştırır.
Geceleri tuvalet kontrolünü sağlamak için yatmadan bir buçuk saat öncesinde sıvı gıda alımı kesilmelidir. Çocuk uyuduktan sonra ikişer saat ara ile tuvalet için kaldırılmalıdır. Bir süre sonra bu süre iki buçuk – üç saat ara şeklinde olur. Yaklaşık olarak çocuk bir - iki ay içinde tuvalet kontrolünü edinir.
Büyük tuvalet kontrolü de genellikle 3 yaşlarında başlar. Aynı küçük tuvalet alıştırmaları burada da geçerlidir. Aslında en uygunu küçük ve büyük tuvalet kontrolü alıştırmalarının aynı yaşlarda başlamasıdır.
Çocuğun tuvalet kontrolünü engelleyen faktörler:
Çocuk hazır olmadan başlanan eğitim; Baskı, tehdit; bu konuda şakalar yapılması;
Herkesin yanında çocuğun bir türlü tuvalet alışkanlığı kazanamadığı hakkında konuşulması;
Kardeş kıskançlığı, ebevyne karşı öfke, genelde katı bir disiplin;
Aile içinde aniden gelişen olumsuz olaylar, korkular, şiddet gibi travmatik durumlar vb.
Çocuk 3,5 yaşındayken küçük ve 4,5 yaşındayken büyük tuvalet kontrolü gelişmemişse kendi doktoruna; fizyolojik bir durum söz konusu değilse pedagog ya da çocuk psikoloğuna danışmak gerekir.

Temizlik 
Temizlik alışkanlığı aslında büyükleri izleyerek başlar. Temizlik eğitimi de çocuğun konuşulanları anlayabildiği andan itibaren. “Haydi, şimdi elimizi, yüzümüzü yıkayalım; üzerimiz kirlenmiş çıkaralım; odamız tozlanmış temizleyelim” vb. sözler ile çocuk temizlik alışkanlığına aşina olur.
1 yaşındaki bir çocuk için banyoda musluğa ulaşabilmesi için bir tabure konur; çocuğa eşlik edilir, el - yüz yıkamasına örnek olunur. Yine muhallebi kıvamındaki yemekleri, makarna vb. yiyecekleri yerken şık bir önlük kullanması, yanında bir peçete ve sabunlu el bezinin bulunması; bunları kullanmasının öğretilmesi mümkündür. Oynadığı oyuncakları kaldırması, kıyafetlerini yerlerine koyması da yine bu yaşlardan itibaren rahatlıkla öğretilebilir.
Tek dikkat edilmesi gereken bütün bunların eğlenceli bir şekilde yapılmasıdır.   
Temel alışkanlıkların kazandırılmasında geç kalındıysa ya da bir sorun yaşanıyorsa DAVRANIŞ ÇİZELGESİ uygulanabilir. Bu çok işe yarayan; çocuğun kendi davranışlarını somut olarak görebilmesini sağlayan bir sistemdir. Ve en zor durumlarda bile yaklaşık bir ay uygulamadan sonra, %90 işe yaradığı gözlemlenmiştir.

 OYUN   
· Oyunun önemi
Oyun gerçek hayatın bir provasıdır. Çocuk işittiği, gördüğü ve duyduğunu değil yaşadığını ve denediğini öğrenir; içselleştirir. Oyun sırasında çocuk gerçek hayatta tanık olduğu şeyleri taklit eder. Ayrıca birebir yaşadığı bir durumu da tekrar canlandırır. Taklit ve tekrar canlandırma sayesinde edindiği bilgi ve tecrübeler pekişir; kalıcı olur.
· Gelişim dönemlerine göre oyun
1 - 3 yaş  arası çocuklar harekete, sese ve tekrara dayalı oyunları severler. Nesneleri üst üste dizme – devirme – yuvarlama - toplayıp dağıtma; hoplama – zıplama – koşma – saklanma – yakalama – kaçma - yuvarlanma; ses ve hareket taklitlerine dayalı oyunları çok severler. Oynadıkları bir oyunu bir süre içinde tekrarlar dururlar. Bunun nedeni hareketi, sesi, durumu hafızaya iyice kaydetmektir. Tek başına oynamayı tercih ederler, oyuncak paylaşamaz ve bir oyuncağa bağımlı olabilirler (psikolojik ihtiyaç nedeniyle, doğaldır).
4 yaşından itibaren sosyalleşme yoğun olduğu için grup oyunlarını, yarışmaları çok severler. Dikkate ve kurallara dayalı oyunlarda başarılı olurlar. 
5 - 6 yaşlarında cinsiyete göre oyun tercihleri başlar. Anne-baba ve/veya yakın çevresinden tanıdıkları kişileri izlerler. Oyunlarında onların tavır ve hareketlerine yakın roller alırlar.
7 - 11 yaş arasında okulun etkisi çok belirgindir. Artık bir gruba ait olma, taraftar olma, rekabet, yaşıtlarını etkileme ve yaşıtlarından etkilenme gibi pek çok yeni özellikler görülür. Bu nedenle spor ve sanata dayalı gösteri, organizasyon ve yarışmaları çok severler.
11 - 15 yaş arası çocuklar (kızlarda bir-iki yıl erken) artık ergenlik çağındadırlar. Akran dayanışması, aidiyet duygusu, takım ruhu, rekabet, başkalarını etkileme ve etkilenme, karşı cinsi etkileme ve etkilenme gibi özellikler görülür. Rekabete dayalı münazara gibi etkinlikler ve yarışmaları; spor ve sanata dayalı gösteri ve organizasyonları çok severler.
· Oyuncak seçimi
1 - 3 yaş arası çocuklar üst üste dizilip vurunca devrilen, yan yana sıralanıp yürütülen, sesli, hareketli, içinde pek çok özellik taşıyan basit ama komplike oyuncakları severler.
1,5 yaşından itibaren parmak boyası, un – su - tuz ile yapılan tuz seramiği ile tanışmalıdır. Sadece zihinsel değil, psikolojik rahatlık da sağlayan bu çalışmalar çok önemlidir.
Büyük parçalardan oluşmuş tahta ‘puzzle’lar, yap - bozlar, legolarla yapılan etkinlikler el - göz koordinasyonu, dikkat, görsel algı – analiz - sentez yeteneklerinin gelişimi için çok faydalıdır. Kuklalar, masallar, evcilik, meslek oyunları da hayatı yaşına uygun düzeyde anlamasına olumlu etki eder.  
Çocuğun yaşı ilerledikçe ‘puzzle’, yap-boz, lego gibi oyuncakların ebatı küçülür ve daha ayrıntılı parçalar – şekiller - renkler kullanılır. Parmak boyası yerini aşama aşama pastel, mum, kuru ve sulu boyalara bırakır. (İleri aşamadaki materyali kullanan çocuk zaman zaman küçük yaşında kullandığı materyali de kullanacaktır, tabii...) Kukla, masal, evcilik ve meslek oyunları da yine daha ayrıntılı ve uzun süreli olur.
Kız ve erkek çocukların cinsiyetlerinden ötürü bazı oyuncaklar da farklılaşır.
Ön ergenlik döneminden itibaren zeka ve strateji; atari ve bilgisayar; el - göz koordinasyonu gerektiren oyun malzemeleri tercih edilir.
· Oyunun terapötik etkisi
  Oyun gerçek hayatın bir provasıdır. Oyun sırasında çocuk gerçek hayatta tanık olduğu şeyleri taklit eder. Ayrıca birebir yaşadığı bir durumu da tekrar canlandırır. Taklit ve tekrar canlandırma sayesinde olumlu şeyleri alışkanlık haline getirir, içselleştirir. Olumsuz şeylerden de deşarj yolu ile kurtulur.
 

Çocuğunuzun tüm sınavlarda başarılı olabilmesi için çok sistemli bir çalışma, motivasyon, başarma isteği, rekabet etme gücü gerekiyor. Ama bunların tümünü birden başarabilmesi için de özgüven ve yaratıcılık şart. Tüm sınavların ortak özelliği; sorularının bazılarının bilgiye dayalı olması, büyük bir bölümünün ise mantık yürütme ve muhakeme gücü gerektirmesi.

Bu yetenek ve becerilerin gelişebilmesi için de sizin desteğinize ihtiyacı var. Bu desteği önce ona olan sevginiz, saygınız, ilginiz; günlük yaşam içindeki tutumlarınız, davranışlarınız; ders çalışma ortamı hazırlamanız, öğretmenleriyle iletişim içinde olmanız v.b. pek çok şekilde verebilirsiniz (bu güne kadar olduğu gibi). Sizlere, sözünü ettiğimiz desteklerle ilgili önerilerde bulunmak istiyoruz.

Çocuğunuzla birlikte bir konuda karar verirken başka seçeneklerin olup olmadığı düşünmesi konusunda onu geliştirmeye özendirin.

Çocuğunuzun hobilerini destekleyin ve özendirin.

Her fırsatta çocuğunuza güvendiğinizi ona belli edin.

Birden fazla çocuğunuz varsa onlara eşit davranmaya çalışın.

Çocuğunuzun ülkemizle ilgili temel bilgilerini geliştirin.

Ailece yurt ve dünya olaylarını tartışın.

Evinizde çok sayıda kitap, dergi ve gazete bulundurun. Karşılıklı olarak okuduğunuz yazıları birbirinizle paylaşın.

Evinizde bir yerküre ve bir dünya haritası bulundurun.

Çocuğunuzla birlikte kitap okuma saatleri yapın.

Ansiklopedi ve çeşitli kaynakların kullanımında destek olun.

TV programlarında seçici olun. Belgeseller, kaliteli haber programları, içeriği zengin – izleyiciye bir şeyler katabilen, değerleri yok etmeyen- eğlence programları ve filmleri tercih edin. Daha sonra çocuğunuzun ilgisini çeken bu programlar hakkında fikir alışverişinde bulunun.

Haftanın belli günlerinde çocuğunuzun genel durumu hakkında öğretmenlerinden bilgi alın.
Ara sıra okula sadece çocuğunuzu ziyaret etmeye gidin.

Tarihi yerleri gezin ve bu konuda yazılmış dergi, kitap, broşürler ile ders kitaplarından yararlanarak bilgilerinizi artırın (bu şekilde çocuğunuzla farklı bir etkinlik paylaşmış olursunuz).

Okulun gezi düzenlediği yerlere çocuğunuzu götürün.

Ev içinde bir tamirat yapılırken fizik; marketten alış veriş yapılırken kimya; gelir gider hesabı yaparken matematik; konuşurken dil bilgisi ve Türkçeye hakim olma; aile büyükleriyle sohbet ederken tarih; tabiat ve çevre gezilerinde ise coğrafya bilgileri somutlaşır. Günlük hayatta her fırsatta çocuğunuzun edindiği bilgileri kullanma fırsatı yaratın. Sorular sorun, tartışın, sohbet edin.

Aile içinde çocuğunuzun hak ve sorumluluklarını belirgin hale getirin. Aile, toplumun küçük bir parçası olduğu için aile içindeki sistem, çocuğunuzun olaylara ve toplum içindeki tüm sistemlere daha gerçekçi bakmasını sağlayacak; mantık yürütme ve muhakeme yapabilme becerisini geliştirecektir.

Ortak ilgilerini paylaştığı akran grubu ile biraraya gelebilme olanakları hazırlayın. Bunun süresini çocuğunuzla birlikte belirleyin.

Mutlaka ders çalışma programının gerçekçi olmasına, dinlenme ve çalışma zamanlarının dengeli olmasına dikkat edin.

Yerine göre sizin bilginizden daha iyi olabilen çocuğunuzun bilgisine saygı gösterin.

Çocuğunuzun, aile çevresi dışında model olabilecek başarılı kişilerle tanışmasını sağlayın.

Çocuğunuzun herhangi bir konuda olan yeteneğini geliştirmesi konusunda ona zaman ve fırsat yaratmaya çalışın.

Gerçekten güzel bir yazı

Gerçekten güzel bir yazı olmuş anne babalara da rehber niteliginde. Teşekür ederim

Yeni yorum gönder

Bu alanın içeriği gizli tutulacak ve açıkta gösterilmeyecektir.
  • Web sayfası ve e-posta adresleri otomatik olarak bağlantıya çevrilir.
  • Allowed HTML tags: <a> <em> <strong> <cite> <code> <ul> <ol> <li> <dl> <dt> <dd><img>
  • Satır ve paragraflar otomatik olarak bölünürler.

Biçimleme seçenekleri hakkında daha fazla bilgi

sponsorlu bağlantılar

Anket

Televizyonda dizi izlerken en çok neye dikkat edersiniz:

Son yorumlar

Son konular

nid)); if ($sebil=='') $sebil = 'node/'.$term->nid; echo ' - '. $term->title .'
'; } ?>